4 Mart 2026 Çarşamba

Güçlü mü Güçlü )


Baktim simdi Sözlük “güçlü” derken; gücü olanı, dirençliyi, etkisi büyük olanı, sözü geçen, forslu, nitelikleriyle etki yaratanı anlatıyor . Günlük hayata uyarladığımızda ise güçlü olmak; acıya dayanabilmek, mızmızlanmamak, gerçekleri inkâr etmeden kabul edebilmek, düştüğün yerden ne kadar sürede kalkabildiğinle ilgilidir diyor. Yani metanetle, sessizce, kimseye yük olmadan devam edebilmektir....

Ben bugün “güç” kavramını tam da buradan ele almak istiyorum. Mevki sahibi olup içi boş kalanlardan,
“sen güçlüsün, sen yaparsın” deyip sorumluluğu sırtımıza atanlardan değil… Kendi gücümüzü ilk ne zaman fark ettiğimizden ve o gücün bizi nasıl dönüştürdüğünden bahsetmek istiyorum.
Gücümü İlk Nerede Tanıdım mesela ?
İlk olarak hastalıkta tanıdım gücümü. Canım acırken, ateşler içinde yanarken, konuşacak hâlim yokken… Sinirden ağladığımı hatırlıyorum. “Niye geçmiyor, daha ne kadar böyle yatacağım?” diye.
Çocuktum. Korkuyordum. Savunmasızdım. Evde yalnız kalmaktan, uzun gecelerden,
sabah ezanıyla uyanıp o sesi dinleyerek beklemekten korkuyordum.Ama kendime telkin ede ede geçtim o günlerden. Hastalanıp nazlanmayı hiç sevmedim. Güçsüz kalmak bana göre değildi. Ergenlikte fark ettim sonra. 
Vazgeçebilmenin Gücü. Arkadaşlıklarda, ilk sevgilerde…Beraber büyüdüğüm arkadaşımla kavga ettik ve ben barışmaya gitmedim. O da gelemedi. (doyamadan gocup gitmesini; dogum gunlerini kutladigimiz bu ayda olum yildonumunu hatirladimizi dile getirmiyorum bile, o nedenle mart aylarini pek sevmem laf aramizda)
Sırf inat uğruna, sacma sapan,  yıllarca konuşmadık. Ta ki evlenmeye karar verip,“sensiz eksik olurum” diye saatler süren bir telefon konuşması yapana kadar…Yedi yıl sonra ilk kez sarıldık.
En yakın dostum kardesim sirdasim dediğim birini hayatımdan çıkarmistim  yani ilk kez. Zorlandım mı? Sandığım kadar cok cok değil. İşte o zaman anladım: Hayatta herkesin yeri dolabiliyor. Ben de kaldığım yerden devam edebiliyordum. O kadar gucluydum ki aglayip sizlanmiyordum cunku hakliydim vs vs....
Üniversite yıllarında bu durum alışkanlığa dönüştü. İnat değildi bu, kötü niyet de… Sadece değişiyordum.Farklı şehir, farklı çevre, yeni insanlar…Canimi sikan herkesi cikarmaya basladim hayatimdan. Boşluklar doluyordu ama kimisi çocukluğumu, kimisi gençliğimi biliyordu. Bir bütünü tamamlamak zordu; ama katlanılmaz da değildi hani.
Sonrasinda hatirliyorum universitenin son yılında, geleceğimi birlikte göremediğim lakin beraber buyudugum bir ilişkiden vazgeçtim.
Büyümüştüm. Frekansım değişmişti. Yalnız yürümek istiyordum.Kolay olmadı. Yerini yeni tanistiklarim ile doldurdum sandım. Oyalandım. Ama sonunda şunu anladım: Hayallerim ve beklentilerim artık başka bir yere aitti.Vazgeçebiliyordum.Ve buna adapte olabiliyordum. Bağımsızlık beni daha da güçlü yapıyordu. Sonra gerçekten büyüdüm. Evden, ülkeden, dilden uzaklaştım. Binlerce kilometre öteye, tek başıma gittim. Aynı dili konuşmadığım insanların yanında aylar geçirdim. Daha iyi anlaşabilmek için daha çok çalıştım. “Kal, ne kadar ozlesende ne kadar uzulsende sakın dönme” diyenlere bir süre sonra ben tavsiye verir hâle geldim. Amerika’daki öğrenciliğim boyunca her şey yeni ama yüzeyseldi.
Ülkemi on saat geriden takip ederken özlem bazen yalnızlığa, bazen gözyaşına dönüyordu.Harika bir hayatim vardi oysa ki. Herkes hersey yeni ve paramin satin alabailecegi herseye sahibim...
Döndükten sonra, aynı yerlere bu kez tatil için gittiğimde özlediğim insanlarla buluşabildiğim için
ne kadar güçlü olduğumu fark edip ağladım bu kez:) Yanımdakiler çok şaşırmıştı. Ayni uzakliktaki yere geri doneblen nadir ogrencilerdendim cunku. Maddi ve manevi olarak bir guc gerektiriyordu en nihayetinde. Zaman geçti.Yaşadığım kırgınlıklar, kayıplar, vedalar tecrübeye dönüştü.
Ve bir gün şunu dedim: “Ben artık bu kadar güçlü olmak istemiyorum.”
Kaybettiklerimden sonra kimsenin güçsüz hâlini görmek istemedim. Cunku kendi halim bana yetiyor kendimi gun sonunda yine ben toparlamak zorunda kaliyordum.
Çünkü yapayalnız kaldım. Bilerek kendimi yalnizlastirdim. O yalnızlıkta çok güçsüz hissettim ve sonra… kacinilmaz olarak resmen kabuk değiştirdim. Evde yalnız ağladım aylarca balkonda oturup yanima insan yaklastirmadan agladim. Dostlarim ve ailem her gun goruntulu arayip nasil gorundugume bakiyorlardi. Onlara gore hala cok guzeldim :) ama bu benim umrumda bile degildi cunku konu bambaskaydi , yasi kendi halimde yasadigim icin, kendim dahil kimseyle isim yoktu...
Ağlama nöbetleriyle tükendim. Sonra yine güçlendim. Hayat beni zorunlu olarak bir pehlivana dönüştürdü :) Naif, kırılgan kız degildim hicbir zaman da ne lodum ne de olmayi tercih ettim ama  bu  durum gecti ve yerini olgun, bilinçli, yiğit bir kadına bıraktı. Bu sefer kabullenise gecti yani.

Lafin ozu geriye dönüp baktığımda inanılmaz bir serüven görüyorum. Ruhumdaki kırılmaları onarmak için profesyonel destek almanın ne kadar kıymetli olduğunu da öğrendim.Bir tavsiyem varsa o da sudur ki: Dert surekli birilerine anlatılmaz..! Kendinizi toparlayacaksanız lutfen kimseye yük olmadan yapın.
Çünkü beklentiyle çıktığınız her yol sizi daha çok üzer. Zirt pirt uzulmemizi de istemem sahsen :)
Ben gücü seviyorum.
Mesleğimde, çevremde, hayatımda… Hirstan veya eksik olduğu için değil; aksine fazlasıyla bende olduğu için. Cunku  motivasyonumu da tam olarak buradan alıyorum ve biliyorum ki g
üç, her zaman dimdik ayakta durmak değildir. Bazen yere oturup nefeslenebilmeyi, (ben suruklendim evimin yerlerinde, o ayri) bazen kimseye anlatmadan toparlanabilmeyi, bazen de “bugün güçlü olmak istemiyorum” diyebilmeyi içerir.

Ben gücümü kaybetmedim. Hayatın beni zorladığı her yerde biraz daha tanıdım. Kaybettim, vazgeçtim, yalnız kaldım. Ağladım, sustum (inanmazsiniz ama susmayi ogrendim), değiştim. Ve yine de devam etmeyi öğrendim. Artık biliyorum ki gerçek güç; başkasının yakıştırdığı bir sıfat değil, insanın kendine rağmen değil, kendisiyle birlikte yürüyebildiği bir haldir. Cok sukur Güçlüyüm. Sessizim ve deger verdiklerime hala  neseli, yardimci, saygili ve sevgiliyim. En cok da zor zamanlarımda yanımda olan insanları hiç unutmadım. Ne söylediklerinden çok, durduklari yer cok anlamlıydı. Sessizce destek olmalari ve  yargılamadan dinlemeleri. Defolup gitmeyisleri, bazen anlamak icin direnmeleri…

Herkes güçlü hâlimi görebilir, ama güçsüzken yanımda kalanlar benim için her zaman ayrı bir yerde ve inanin cok kiymetli. Ve bunun farkındayım. Geri kalanlari ise kendi hayatlarina biraktim. Gonul rahatligiyla arkama yaslanip cayimi yudumluyorum. Bugun sahip olduklarimla cok guclu ve anlamlandirabilecegim bircok seyin  tam ortasindayim. ..

Gucume guc katanlara TESEKKURLER demek istedigim icin yazdim  :) Hosbakin hoscakalin.